"Başın mı ağrıyor ? Bir parça söğüt kabuğu alsana!" - Aspirin'in hikayesi


Milattan önceki dönemlerde “Başın mı ağrıyor ? Bir parça söğüt kabuğu alsana !” diyorlarmış sanırım. Aspirin eski tıp ile modern tıp arasında en güzel ve en bilinen köprüdür. Nereden başlamış bu söğüt kabuğu hikayesi ve Aspirin'e nasıl ulaşmış bir bakalım..
  •  Milattan önce 3000-1500 lü yıllarda Sümerler ve Mısırlılar’da bilinen en eski kaynaklardan olan Ebers papirüsleri ve eski Mısır’dan kalan kayıtlarda söğüdün özellikle ağrı kesici olduğundan bahsedilmiştir. Ayrıca Hipokrat M.Ö. 400 lü yıllarda söğüt yapraklarından hazırlamış olduğu çayı kadınlarda doğum sancısı için kullanmıştır. 
  • 1763 yılında Kraliyet Akademisi Rahip Edward Stone’un toz haline getirilmiş söğüt kabuklarının ateş düşürücü etkisini gösteren 5 yıllık bir çalışmayı yayınlamış..
  • 1828 yılında Almanya, Münih Üniversitesinde Eczacılık Profesörü Joseph Buchner söğüdün etkili maddesini elde etmeyi başarmış. Acı lezzetli sarı kristaller olan bu maddeye “salisin” adı verilmiştir ki bu isim söğüt ağacının Latincesi olan “Salix” den gelmektedir.
  • 1838 de “salisin” ayrıca Alman ve İsviçreli araştırmacılar tarafından Spirea ulmaria bitkisinden de elde edilmiştir.
  • 1853 yılında Fransız Kimyacı Charles Frederic Gerhardt salisilik asitin yapısını aydınlatmış ve Aspirin’in etken maddesi olan asetil salisilik asiti sentezlemiştir. Ancak bu maddenin mide ve bağırsakta tahriş edici etkisi tespit edilmiştir.
  • 1876 yılında başlayan Salisin ile ilgili ilk klinik araştırmalar bu maddenin ateş düşürücü ve antiromatizmal etkinliğini göstermiştir.
  • 1897 yılında Bayer firmasında çalışan Alman kimyacı Felix Hoffmann salisilik asite "asetil" eklenmesi ile elde edilen asetil salisilik asitin yan etkilerinin çok daha düşük olduğunu bulmuş ve bu sentez yöntemini paten altına almıştır.
  • 1899 da asetil salisilik asit Bayer tarafından “Aspirin” olarak adlandırılmıştır. "A" Asetilden “spir” “Spiraea”dan gelmektedir.
  • 1950 yılında aspirin en sık satılan ağrıkesici olarak Guinnes Rekorlar Kitabına girmiştir.
  • 1971 yılında Londra Üniversitesinden Farmakoloji Profesörü John Vane Aspirin’in etki mekanizmasını araştırmış ve doza bağlı prostaglandin inhibisyonu yaptığını aynı yıl yayınlamıştır. Bu çalışma ile Prof John Vane 1982 yılında Bengt Samuelsson ve Sune Bergström ile birlikte Nobel ödülü almıştır.

Günümüzde hala üzerinde en çok araştırma yapılan ilaçlardan biri olan aspirin üzerinde her yıl 700-1000 civarında klinik araştırmanın yapıldığı tahmin edilmektedir. Kalp krizine karşı koruyucu, felce karşı koruyucu, kolon kanserinde koruyucu etkileri gösterilmiş, bunun yanında Alzheimer hastalığında, bunamada, farklı pek çok kanserde ve diğer hastalıkta koruyucu etkinliği ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.



The aspirin story - from willow to wonder drug. Desborough MJR, Keeling DM. British Journal of Haematology 2017 Jun;177(5):674-683.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçucu yağ kullanımında nelere dikkat edilmeli ? Aromaterapi ne kadar güvenli ?

Vincent Van Gogh'un Yüksükotu ve Pelinotu ile imtihanı..

Mis gibi kokan tıbbi bitkisel çaylar

Zerdeçaldan kurkumine yolculuk - 2: Zerdeçalı karabiber ve zeytinyağı ile tüketmek en doğrusu..

Zerdeçal – Curcuma longa - Turmeric – Haridra…

Çocuklarda papatya ile gelen sağlık..

Shakespeare'in bitkileri...

Omega 3 ve Omega 6 Yağ Asitlerinin Önemi

Lavanta ve migren..